TARİH

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ESKİŞEHİR

ESKİŞEHİR TARİHİ

ESKİŞEHİR ADI NASIL VERİLDİ

Eskişehir adı, Türkler’in Anadolu’ya gelişinden sonra şehrin kurulduğu mevkiin durumuyla ilgili olup muhtemelen bugünkü şehre 3 km. uzaklıkta bulunduğu sanılan antik Dorylaion harabeleri yakınında yer almasına dayanır. Ancak Dorylaion’un kurulduğu yer bugün hâlâ tartışmalıdır.
İlk ve ortaçağlarda adı Dorylaion (Dorileaum Dorileon, Dorilayon) olan kentin ilk yerleşim yeri hakkında üç bölgeden söz edilir. Bunlar, şimdiki çarşıdaki sıcak su kaynakları çevresi, ovanın ortasındaki Şarhöyük ve güney batıdaki Karacaşehir mevkiidir. Porsuk Çayı’nın yaratacağı taşkınlıklar, çevresindeki bataklıkların yol açacağı sıtma, ayrıca dışarıdan gelecek saldırılardan korunmak için plato yamacının hemen önünde Odunpazarı adı verilen sahada yeni bir yerleşim yeri de daha sonraları oluşmuştur.

ESKİ DÖNEM (M.Ö.)

eskişehir dorlion

Eskişehir çevresinde yapılan prehistorik araştırmalar bölgede Paleolitik (Eskitaş) döneminde yerleşmeler olduğunu ortaya çıkarmıştır. Orta Sakarya vadisinin çeşitli yerlerinde bulunan kalay yatakları ile Gümele (Mihalgazi) gümüş yatakları, Kalkolitik dönemde milâttan önce 4000’lerden itibaren bu sahayı cazip bir yer haline getirmiştir. Eskişehir’in kuzeybatısındaki Demircihöyük’te milâttan önce 4000-1500 yılları arasındaki yerleşme izlerini gösteren kalıntılar bulunmuştur. Hitit döneminde ise (m.ö. 2000-1200) bu bölge ile ilgili önemli bir gelişmeye rastlanmamaktadır. Ancak Mahmudiye yakınlarındaki Kuşhöyük ve Güvercinhöyük’te, ayrıca Hamidiye ile Demircihöyük’te bu döneme ait kültürü örnekleyen bazı kalıntılar bulunmuştur. Milâttan önce 1200 sıralarında Frigyalılar’ın gelişiyle bölge nisbî bir canlılık kazanmıştır. Nitekim Eskişehir’in 40 km. güneybatısında yer alan Yazılıkaya (Midas) bu döneme aittir. Bu merkezde Frig (Phryg) diliyle yazılmış yazıt ve kaya mezarları vardır.

Milâttan önce 700’lerde Batı Anadolu’da Lydialılar’ın rolü ile başlayan şehirleşme ve ticarî hareketlilik Eskişehir yöresini de etkiledi. Bugünkü şehir merkezine 3 km. uzaklıkta bir Frig şehri olarak kurulduğu sanılan Dorylaion da bu sıralarda gelişmeye başladı. Bu antik merkezin yer aldığı belirtilen Şarhöyük ile 11 km. uzaklıktaki Karacahisar şehrin ilk kurulduğu alan olarak kabul edilir.

Milâttan önce I. yüzyılda coğrafyacı Strabon Dorylaion’u Frigya şehirleri arasında gösterdiği gibi Eskişehir ovasındaki Sangarious (Sakarya) nehri üzerinde başka yerleşim birimleri bulunduğunu da ifade eder.

Roma ve Bizans dönemlerinde Anadolu’da bu devletlerin düzenini sürdürmeye yarayan belirli stratejik ve askerî merkezler geliştiği sırada Dorylaion, İstanbul’dan Anadolu ve Suriye taraflarına geçen ana yol üzerinde olduğu için sadece bir uğrak yeri durumunda bulunuyordu. VI. yüzyılda Balkanlar’da Hun Türkleri’nin ve Doğu Avrupa kökenli kavimlerin getirdiği sosyal hareketlilik Doğu Akdeniz ve Mısır’da ticarî faaliyeti arttırınca Dorylaion bölgesi önem kazanmaya başladı. Bu arada Iustinianopolis (Sivrihisar) yeni bir konak yeri olarak ortaya çıktı. Bu sıralarda Dorylaion da imar edilmişti.

SELÇUKLU DÖNEMİ

Malazgirt Zaferi’ni (1071) izleyen yıllarda Dorylaion, Türklerin eline geçti. 1097’de, başkenti İznik olan Anadolu Selçuklu Devleti ile Birinci Haçlı Orduları arasında Eskişehir Ovası’nda yapılan savaşta Türkler geri çekilmek zorunda kaldılarsa da Eskişehir Türklerin elinde kaldı. Aynı yerde 1147’de yapılan savaşta Haçlılar ağır bir yenilgiye uğradılar. 1175’te Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, Dorylaion’u Türklerin elinden aldı. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan 1182’de Dorylaion’u da topraklarına kattı. Türkler, surları yıkılan Dorylaion’un yanında yeni bir kent kurmak gereğini duydular. Yöre halkı Dorylaion’un kalıntılarına Eskişehir dediği için yeni kente de zamanla bu ad verildi. 1243’te Kösedağ Savaşı’ndaki bozgundan sonra Moğol baskısından Batı Anadolu’ya kayan Türkmenler, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyasettin Mesut’un 1284’te Osman Gazi’yi İnönü ve Eskişehir’e uç beyi atamasıyla onun etrafında topladılar. Kısa sürede Eskişehir yöresindeki öteki yerleşmeler de ele geçirilerek Osmanlı Beyliği’nin temelleri atıldı. Osmanlı döneminde bölge yüzyıllar boyunca huzur içinde yaşadı.

OSMANLI DÖNEMİ

eskişehir osmanlı
Eski Eskişehir

1289’da Anadolu Selçukluları Eskişehir’i Osman Gazi’ye verdi. Orhan Gazi döneminde Karamanlıların eline geçen Eskişehir’i, I. Murad yeniden Osmanlı topraklarına kattı.

Fatih’in ilk zamanlarına kadar şehir Ankara Beyliği’ne bağlı olarak kalmıştır. 1451 yılından sonra Kütahya’nın Beylerbeylik haline gelmesi üzerine Anadolu İdari Teşkilatında değişiklik olmuş, bu arada Ankara’ya bağlı bulunan Eskişehir, Kütahya Beylerbeyliği’ne bağlanmıştır.

Kent 1601’de bir süre Celali Deli Hasan ve yandaşlarının eline geçti. Hüdavendigâr (Bursa) Vilayetinin Kütahya Sancağına bağlı bir kaza olan Eskişehir’e demiryolu 1890’lı yıllarda ulaştı.

Demiryolu’nun Eskişehir’e gelmesi ile şehirde ticaret canlandı.19. yüzyıl boyunca yöreye Kafkasya, Kırım, Romanya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler yerleştirildi. Şehir 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinden sonra muhacirlerin yerleştirilmeye başlamasıyla beraber gelişmeye başlamıştır. Mondros Ateşkesi’nin maddelerinden biri olan İtilaf Devletleri’nin Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki önemli noktaları güvenlik gerekçesiyle işgal edebilecekleri maddesine dayanarak 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul’a çıkan İngiliz kuvvetleri, İstanbul-Bağdat demiryolu hattı boyunca önemli gördükleri yerleri işgal etmeye başladılar, bu işgalden 2,5 ay sonra, 1919 yılının Ocak ayı sonlarında Eskişehir İstasyonu çevresinde karargâhlarını kurdu.

KURTULUŞ SAVAŞI VE CUMHURİYET DÖNEMİ

eskişehir kurtulş savaşı

21 Haziran 1920 günü saat 11:00’de Millî Savunma Bakanı Fevzi Çakmak Paşa ve Genelkurmay Başkanı Albay İsmet İnönü ile tren istasyonuna gelmiştir. Yunan taarruzunun aldığı vaziyeti, sınıf arkadaşı ve Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Cebesoy ile burada görüşmüştür. Aynı gece de Ankara’ya hareket etmiştirler.

Eskişehir’de Türk Kurtuluş Savaşı’nın 5 önemli meydan muharebesinin üçü geçmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı’nın önemli muharebelerinden biri olan I. İnönü Muharebesi Eskişehir topraklarında gerçekleşmiştir. Eskişehir, Kurtuluş Savaşı’nın kilit nok­talarından birini oluşturduğundan, savaşta maddi ve manevi olarak çok yıpranmıştır.

I. Dünya Savaşı sonrasında demiryolu hattını denetlemek amacıyla 23 Ocak 1919’da Eskişehir İstasyonunu işgal eden İngiliz kuvvetleri, 20 Mart 1920’de Kuva-yi Milliye’nin baskısıyla işgale son verdi. 1921 yılında Eskişehir’e 40 km. uzaklıktaki İnönü’de, Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri yapıldı.

20 Temmuz 1921’de Yunanların işgal ettiği Eskişehir bir süre Yunan ordularının karargâhı oldu. Eskişehir-Kütahya Savaşları sonunda Türk Ordusu Sakarya’nın doğusuna çekildi. 23 Ağustos 1922’de Yunanlar yeniden saldırdı. 30 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ile düşman püskürtülmeye başladı ve 2 Eylül 1922 günü, Seyitgazi yönünden gelen Türk Süvarileri Tekkeönü’nden Eskişehir’e inerek düşman kuvvetlerini Eskişehir’den çıkardılar. Eskişehir, Kurtuluş Savaşı’nın son aşaması olan Büyük Taarruz sonrasında 2 Eylül 1922’de kurtarıldığında yıkıntı hâlinde harap bir kasabaydı.


CUMHURİYET DÖNEMİYLE BİRLİKTE

eskişehir porsuk


Millî Mücadele yıllarının sonunda 2 Eylül 1922 tarihinde Yunan işgalinden kurtulan Eskişehir, on üç ay süren işgal esnasında yarı yarıya harabe yığını haline gelmiş, özellikle şehrin ortasında bulunan ticaret merkezi Yunanlılar tarafından ateşe verilerek yakılmıştı. 1925 yılında vilâyet merkezi olan Eskişehir o tarihten itibaren hızla gelişmeye, işgal ve sonrası yıllarının tahribatını gidermeye ve tekrar kalkınmaya başladı. Bu safhada şehrin merkezî kısımlarındaki yangın alanları taş binalarla doldu, nüfusu da artma temayülü gösterdi. 1927 sayımında 32.103 olan nüfusu 1935’te 47.045’e yükseldi. Bu hızlı nüfus artışını karşılayabilmek için İstiklâl, Hoşnudiye, Ârifiye gibi mahalleler kuruldu. Şehir bu şekilde yeni mahallelerin ilâvesiyle alanını genişletirken bir yandan da sanayi hamleleri yaparak görünümünü değiştirdi. Eskişehir’in en eski sanayi kuruluşu olan demiryolu cer atölyesi (kuruluşu 1894) bu dönemde iki misli genişletildi.

1933’te Türkiye’nin ilk dört şeker fabrikasından biri burada kuruldu.

Ayrıca savunma sanayiine ait uçak tamir atölyeleri, kiremit ve tuğla fabrikaları, yağhâne ve tabakhâne gibi kuruluşlar da devreye girmiş ve Eskişehir eski ziraî merkez görünümünü terkederek ticaret ve endüstri şehri görünümünü kazanmıştır. Şehrin nüfusu 1940’ta 60.000’i 1945’te 80.000’i geçerek 1950 sayımında 89.879’a ulaştı. 1940-1950 arasındaki on yıl içinde şehrin hızlı büyümesi sonucunda yerleşim alanları ile çarşı arasında bulunan boşluklar dolmuş, Eskişehir’in meşhur bostanları da iskân sahası haline dönüşmüştür. Ayrıca şehrin kuzeydoğusunda Şeker mahallesi ve Yenimahalle, kuzeybatısında Kızıltoprak, Eskibağlar, Yenibağlar, Yenigüllük mahalleleri kurulmuştur. Şehrin gerek alan üzerindeki gelişme hızı, gerekse nüfus artışı 1950-1970 arasındaki dönemde daha yüksek bir seviyeye ulaştı.
Nüfusu hızla artmaya devam eden Eskişehir’de 1990 sayımında 413.082 kişi sayıldı. Bu sayım sonuçlarına göre Eskişehir Türkiye’nin onuncu büyük şehri durumundaydı. 2 Eylül 1993 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen 504 sayılı kanun hükmünde kararnâme ile de Eskişehir “büyük şehir” kapsamına alındı.

Anadolu (kuruluşu 1973) ve Osmangazi (kuruluşu 1993) adlı iki üniversiteye sahip olan Eskişehir aynı zamanda İstanbul, Ankara ve İzmir yanında Türkiye’nin birden fazla üniversiteye sahip olan dördüncü şehridir. Anadolu Üniversitesi’ne on iki fakülte, sekiz enstitü, sekiz yüksek okul, Osman Gazi Üniversitesi’ne ise dört fakülte, dört enstitü ve iki yüksek okul bağlı bulunmaktadır.

Eskişehir’de günümüze kadar ayakta kalmış mimari eser sayısı fazla değildir. En önemli tarihî eser olarak Selçuklu dönemine ait Alâeddin Camii ile Osmanlı dönemine ait olan ve Kanûnî’nin vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Kurşunlu Cami sayılabilir (bk. KURŞUNLU KÜLLİYESİ).

Eskişehir’in merkez olduğu Eskişehir ili Bilecik, Bolu, Ankara, Konya, Afyon ve Kütahya illeriyle çevrilmiştir. Merkez ilçeden başka Alpu, Beylikova, Çifteler, Günyüzü, Han, İnönü, Mahmudiye, Mihalgazi, Mihalıççık, Sarıcakaya, Seyidgazi, Sivrihisar adlı on iki ilçeye ayrılmıştır. 13.652 km2 genişliğindeki Eskişehir ilinin 1990 sayımına göre nüfusu 641.057, nüfus yoğunluğu ise 47 idi.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait 1992 yılı istatistiklerine göre Eskişehir’de il ve ilçe merkezlerinde 207, kasaba ve köylerde 469 olmak üzere toplam 676 cami bulunmaktadır. İl merkezindeki cami sayısı ise 144’tür.

CUMHURİYET KENTİ

eskişehir korsan gemisi

“Eskişehir’i ve Eskişehirlileri çok iyi tanırım. Millî Mücadele yıllarında büyük vatanseverlik
ve üstün bir cesaretle mücadelemizin daima yanında olmuş, bu mücadeleye çok geniş yardımlarda bulunmuşlardır. Gördüğüme göre halk aydın ve faaldir. Toprak verimlidir. Az zamanda
zayiatı telafi ve fedakârlıklarıyla iftihar edecektir.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Ocak 1923’te Hükümet Konağı’nda yaptığı konuşmada
vurguladığı gibi Eskişehir, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasına büyük katkı sunmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk, bu nedenle kentin imarıyla yakından ilgilenmiş; Cumhuriyet
döneminde yapılan yatırımlarla kısa zamanda Eskişehir, cumhuriyet şehrine dönüşmüş ve adeta model şehir olmuştur. Bugün bile bu özelliğini her alanda göstermeye
devam etmektedir.
Cumhuriyet ilan edildikten sonra Eskişehir 1925 yılında il olmuştur.

1926 yılında Eskişehir’in, Sivrihisar, Mihalıççık ve Seyitgazi olmak
üzere üç ilçesi bulunmaktaydı.
1954 yılında çıkarılan kanunla Çifteler ve Mahmudiye, 1957 yılında
çıkarılan diğer bir kanunla da Sarıcakaya ilçe hâline getirilmiş ve ilçe
sayısı 6’ya çıkmıştır. 1987 tarihinde
Alpu, Beylikova ve İnönü; 1990’da
Günyüzü, Han ve Mihalgazi ilçe
hâline getirilmiş, böylece ilçe sayısı
12’ye çıkmıştır. 2008 yılında da 747
sayılı yasa ile merkez ilçe kaldırılarak Odunpazarı ve Tepebaşı adıyla
2 yeni ilçe daha kurulmuş ve toplam
ilçe sayısı 14’e ulaşmıştır. Eskişehir,
2 Eylül 1993’te çıkarılan 504 sayılı
kanun hükmünde kararname ile büyükşehir unvanı kazanmıştır. Kentin yüzölçümü 13. 902 km2’dir.
Eskişehir sosyal gelişmişlik düzeyinde 81 il arasında 155,08 puan ile 1’inci sırada yer
almaktadır. Endeks değerinin 100 baz puan olarak hesaplandığı Ekonomi ve Yaşam
Endeksi’nde ise 127,36 puan ile 4’üncü ildir. Ekonomik gelişmişlikte 105,46 puan ile
13’üncü, hane halkı refah puanı 129,16 ile 7’nci sıradadır.

Kaynak

http://www.eskisehir.bel.tr/
https://www.nkfu.com/eskisehir-tarihcesi-tarihi-yerleri/
https://Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
http://www.eskisehir.gov.tr/tarihce https://tr.wikipedia.org http://www.eskisehir.bel.tr

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı